Haberler:

Yapılan bir hata yüzünden forum 3 ay öncesine gitmiştir...
https://www.lpfanturkiye.com/forum/index.php?topic=5360.0

Main Menu

rebel moves

Başlatan black_ece, Kasım 27, 2006, 11:52:13 PM

Previous topic - Next topic

black_ece

Anlamasak da seviyoruz: Rebel Moves

Kendi özel dillerinde şarkılar söyleyen altı çılgın adam. Sahneye çıktıklarında öyle bir enerji yayıyorlar ki yerinizde durabilmeniz mümkün değil. Onlar çok mütevazı, çok yetenekli, bir o kadar da eğlenceli müzisyenler. Depeche Mode'un beyni Martin L. Gore gelip herhangi bir gitaristmiş gibi onlara eşlik etti, onlar da "ve gitarda Martin" diye dünyanın en normal şeyini söylüyormuş gibi anons ettiler. Böyle adamlar işte… Albümleri çıktı, biz de eksik kalmadık, röportaj yaptık.

Single'dan, Bandare patladıktan, radyolarda ve eğlence kulüplerinde bile aylarca çaldıktan sonra neden hemen arkasından da albümü patlatmadınız?

Ömer: Bizim hayata bakışımızla doğru orantılı bir şey bu. Öyle bir şey yapmayı da hayal ederdik ama bir albüm yapacaksan da hakkını vermelisin. Başından beri Unkapanı sistemine dahil olan bir ekip değiliz, hani belki hemen arkasından bir albüm çıkarmak ticari açıdan daha mantıklı olabilir ama işin ticari yönünün de o kadar önemli olmadığına inanıyorum ben. Bir sanat eseri üretiyorsunuz, onun en iyisi olması gerek, işin mantığı bu. Bütün dünyaya bakacak olursan görürsün; insanlar hit şarkı çıkarırlar, bir yerlerde çalarlar, çalarlar, çalarlar, arada bir single çıkartırlar, sonra tekrar çalarlar… Albüm çıkarabilmenin Türkiye'de insanların ayağına çok çabuk gelen bir imkan olduğunu düşünüyorum. Bizim kendi imkanlarımız, kendi plak firmamız olduğu halde böyle bir şey yapmayı düşünmedik.

Ama bunun karşılığında bu arada çok fazla çaldık, ki bence müzisyenin hayattaki asıl varlık görevi de çalması, performans göstermesi, sahnede kendini oturtması, sahnede parçalarını oturtmasıdır, öyle değil midir? Türkiye'de başka bir gözle bakılıyor olabilir ama biz hala bu şekilde bakıyoruz.

Single çıkarmak bile radikal bir hareket…

Ömer: Evet single çıkarmak diye bir mantık bile yok bizde. Bu sebepten dolayı çok acele etmedik, hala da etmiyoruz açıkçası. Bu biraz şundan da kaynaklanıyor; bizim çok yoğun bir iş hayatımız var bu arada. O yoğun iş hayatının içinde hakkını vererek albümü yapmak da çok önemli. Sebeplerden biri de bu.

İşten albüme, albümden işe… Akla gelen şeyler paslanıyor mu hiç?

Ömer: Yok hayır, bizde kesinlikle iki tane ayrı çizgi var, işimiz işimizdir. Zaten o işimiz dediğimiz şey de grubun içinde sadece Hakan'ın ve benim işim. Oğuz'un başka işi var, Cem'in başka işi var, Erol'la Kerem farklı alanlarda çalışıyor zaten. Tabii herkesin işi müzik sonuç olarak; kimisi plak şirketinde, kimisi publishing bölümünde… Biz o sınırları mümkün olduğu kadar ayrı tutmaya çalışıyoruz. Ha mesela "Bandare" Kia'ya reklam oldu ama biz "Bandare"yi Kia'ya reklam olsun diye vermedik, onlar beğenip bizi arayıp buldular. Albüm piyasaya çıkmadan, şarkılar radyolara verilmeden önce albüme adını veren parçamız "Are You Satisfied?" Peugeot reklam müziği olarak hem Türkiye'de hem de yurt dışında dönmeye başladı. Herhangi bir sanatçının bir albümünden bir şarkıyı da alıp kullanabilirlerdi. O izni verdik biz sadece.

İkisini farklı tutmaya çalışıyorsunuz özellikle yani.

Ömer: Tabii tabii. Zaten şöyle bir şey var, albümdeki şarkılar bizim, altı kişinin Rebel Moves olarak bir araya gelerek sessionlardan oluşturduğu parçalar. Yani biz altımız bir araya geldiğimiz zaman o büyü dediğimiz şey ortaya çıkıyor. Geri kalan Hakan'ın, benim, herkesin münferit çalışmalarımızdan meydana gelen şeyler. Aynı tat ve aynı lezzet olması tabii ki beklenemez.

Yani şarkılar bir fikir üzerine altı kişinin çalışması ile değil, altı kişinin altı fikri ile mi hazırlandı?

Ömer: Tabii, yoğunluklu olarak böyle.
Hakan: Bir alt yapı hazırlanıyor daha önceden, bunu genellikle ben yapıyorum, stüdyoda bir ritim hazırlıyorum sadece. Sonra onun üzerine hep beraber doğaçlama çalıyoruz, doğaçlama çalarken zaten birşey yakaladıysanız onu hissediyorsunuz, o büyülü birşey oluyor. İşte onun şarkı formatına dönüşme süreci var, bir de söz yazılıyor… Hepsi bir anda oluyor bunların. Genelde bestelerimiz bir anda çıkıyor, 20 ile 40 dakika arasında bir bestenin ciddi bir kısmı, yüzde80'i ortaya çıkıyor.

Deneme yanılma gibi mi?

Hakan: Deneme yanılma gibi değil, rahat bırakıyoruz kendimizi, müzik yapıyoruz sadece. O an yapabildiğimiz neyse, ne hissediyorsak müzik yapıyoruz orada. İşte bütün o armoninin içinde ne hissediliyorsa ona o anda söz yazılıyor. Yani çok özgürce her şey. Zaten fark ediliyor söylerken olup olmadığı da.

İki hafta stüdyoya gireceğiz ve her şey bitecek gibi bir disiplin var mı yoksa uzun zamandan beri yapılan kayıtların derlenmesi mi söz konusu?

Hakan: Günlük hayatımız yoğun geçtiği için Rebel Moves'a gereken zamanı, birçok grubun kendine ayırdığın kadar ayıramıyoruz. Gene çok zaman ayırıyoruz ama normal bir grup gibi "evet abi şimdi kapanalım stüdyoya" diyecek vaktimiz yok. Bizim sürecimiz şöyle; zaten bir takım parçalarımız vardı, bir albüme yetecek kadar vardı yani, yeni bir şeyler de yapalım dedik. Epey bir parça olduktan sonra bunları eledik ve 12 parçadan oluşan bir albüm oldu. Alt yapılarımız zaten hazırdı. Davulları kaydettik. Bazı bas ve gitar bölümlerini kaydettik. Birtakım kayıtları buradaki Jingle House stüdyolarında yaptık. Miks yine Jingle House stüdyolarında, Volkan Karagöz ve Oğuz Kaplangı tarafından yapıldı. Mastering ise Londra Metropolis Stüdyolarında gerçekleşti.

Enstrümanları ayrı ayrı keydetmek jam session ruhuna ters değil mi? Bestenin çıkmasından sonraki aşamalar standart stüdyo prosedürü mü?

Hakan: Tabii ki ters. Ama şarkı formatında yapıyoruz albümü, jam session'da beste söz şeklinde her şey bitmiş oluyor aşağı yukarı ama stüdyo aşamaları aynı.
Ömer: Bundan 4 sene evvel bir tane albüm çıkarmıştık, "InHouseSessions" diye, 399 tane basmıştık. Tamamen jam session'dan hücum kayıttı, onu arkadaşlarımıza yılbaşı hediyesi olarak gönderdik.

Tuttu mu arkadaşlarınız arasında?

Ömer: Vallahi bayağı tuttu. Eksen bayağı çalıyordu bir de. O halimizi özleyen insanlar bile var.

Peki jam session şeklinde beste yapmanın kısıtlayıcı tarafları var mı?

Hakan: Öyle bir şey yok, bu da bizim jingle alt yapımızdan kaynaklanıyor galiba, binlerce çeşit müzik yaptığımız için. Albümde de göreceksiniz, konserlerde de görüyorsunuzdur, şarkıların hepsi birbirinden farklı. Hepsi ayrı bir dünya, ancak hep beraber çaldığımız zaman o kendine has sound ortaya çıkıyor, yani Rebel sound dediğimiz hikaye.
Ömer: Ayrıca unutmamak lazım; biz son iki senedir parça çalıyoruz. Bundan önceki iki sene boyunca sahneye çıkıyorduk ve tamamen jam session çalıyorduk. Zaten yola çıkış mantığımız bu. O zaman da sağ olsunlar bir kemik izleyicimiz vardı, onların dayanma gücüyle doğru orantılı çalıyorduk (gülüşmeler). Bazen çok kötü gecelerimiz olduğunu hatırlıyorum ama iyi olduğumuz gecelerin yüzdesi daha fazla herhalde ki biz hayatımıza devam edebildik. Yani şöyle bir şey var; session olsun, parça üretme olsun, ne dersek diyelim adına, tatmin olmamız gerekiyor.
Hakan: O tatmin de hakikaten eğlenmekten, zevk almaktan geçiyor.

Esas olan eğlenmekse, şarkılarımızda mesaj verelim ya da şehir ozanı olalım diye bir kaygınız olmadı hiç.

Hakan: Aslında bir şey söyleyeyim mi, tabii albüm çıkınca daha iyi göreceksiniz bunu, sahnede çalıyoruz geçip gidiyor ama şarkı sözlerinin her birinin kendi içinde bir derinliği var aslında. Çok yüzeysel şarkılar olduğunu söyleyemem. Her birinde bir şeylere bir şeylere dokundurma var.

Parçalar çok laylaylom gibi gelebilir ama o eğlenceli yapının altında ciddi şeyler oluyor. Yani dinleyeni çok sıkmadan ciddi bir şeyler de söylüyoruz. "Sheep" gibi; onun sözlerine bakarsanız koyun olma, adam ol, bir şey ol, bir baltaya sap ol diyoruz. Ama çok eğlenceli şekilde söylüyor şarkı bunu.

Albümde yürek kanatıcı ayarda duygulu şarkılar yok mu peki?

Hakan: Duygulu şarkılar da var tabii.
Ömer: Yürek kanatır mı onu bilemem tabi…
Hakan: Benimkini kanattığını söyleyebilirim ben. Ben çok duygulanıyorum dinlerken bazılarını.

Hareketli de mi duygulu?

Hakan: Pek sayılmaz. Mid tempo diyelim. "Bandare"nin yeni bir versiyonu var albümde mesela. "Bandare Dub Mix" daha hareketli bir versiyon…
Ömer: Halihazırda sahnede çaldığımız parçaların bir kısmından bahsediyoruz bu arada. Biz o parçaları zaten çalıyoruz konserlerde. Tabii onları daha plak formatında, dinlenebilir hale getirmeye çalışıyoruz. Sahnedeki durum biraz farklı çünkü.

Albümle yurt dışına yayılma gibi bir amaç var mı? Videolar çekmek, radyolarda çalmak…

Ömer: Bunların hepsini yaparız herhalde ya da belki yapmayız. Yurt dışına yayılmak gibi, bizi herkes tanısın gibi bir amacımız yok. Ama bizi dünyanın her yerinde dinleyen birkaç kişi olursa ne mutlu bize. Sadece Türkiye'de çalınacak diye düşünüp müzik yaparsak biz hiçbir şey yapamayız. Müziği çok evrensel bir şey olarak görüyoruz, işte o müzik gidebildiği yer nereye kadarsa artık gidecek. Bundan evvelki parçalar gitti. Demek ki bunlar da gider. Ağustos ayında Almanya'da festivallerde çalacağız. Farklı kitlelerle müziği paylaşmak bizi çok sevindiriyor.

Yerel düşünmek kısıtlayıcı bir şey gibi söyledin ama o ticari Anadolu müziği kısmını kenara alalım, müziğe çok şey de katabilir.

Ömer: Eh tabii, biz sonuçta burada doğmuş büyümüş, bu ülkenin müziğiyle gelişmiş insanlarız. Dolayısıyla bizim müziğimizin içinde bu tatların hepsi doğal olarak var. Hiçbir zaman "bak şöyle etnik de olsun" diye yaklaşmadık müziğe.
Hakan: Biraz da darbuka koyalım gibi...
Ömer: Darbuka varsa zaten olduğu için vardır.
Hakan: Yoksa biraz da o olsun diye değil. "Baba bak çok acayip bir fikir geldi aklıma, öyle bir sentez yapacağız ki acayip satacak" (gülüşmeler)gibi bir şey yok bizde. Zaten olmaması da lazım bu saatten sonra, kimse kanmaz buna. Varsa da mesela "Bandare"deki alaturka kemanlar var ya, onun gibi şık bir şekilde, bence şık yani, öyle var. Şuraya da şöyle alaturka kemanları dayayalım gibi değil.
Ömer: Tamamen arabesk bir parça da olabilir tabii ama o da içimizden geldiği için arabesk olur.

Yerine göre şık oluyor arabesk.

Ömer: Tabii tabii. Bazı arkadaşlarımız, albümlerin içine cover parçalar koyarlar hep. Tabii onlar da haklı ticari açıdan bakarsak ama bizim öyle ticari bir kaygımız da yok.

Enstrüman değişmek, herkesin vokal yapması pratik bir ihtiyaç mı?

Hakan: Sahnede pek enstrüman değiştirmiyoruz, session yaparken değiştiriyoruz. Vokal de şöyle, herkes vokal yapıyor. Herkes bir şekilde birkaç şarkı söylüyor. Herkesin sesi de güzel değil ayrıca. O parça öyle oluşuyor bir şekilde; mesela Ömer okuyor ve genellikle ilk okuyan kimse öyle de kalıyor, çok az değişiyor ilk hali. Bu parçayı bir de Cem okusun bakalım nasıl olacak dediğimiz çok azdır, parça ilk çıktığı haliyle, o sözleri kim çıkardıysa öyle kalıyor. İçimize nasıl sinerse.
Ömer: Ama benim sesim her şeyi söylemeye müsait değil, parçanın güzelliği için bazı kısımları bazılarının söylemesi ya da bazı kısımların çıkması gerekebilir ama ben de söyleyebilirim, o zamanki keyfe göre işte.

Albümü yurt dışında çaldırmak için anlaşmalar mı yapılıyor, yoksa veriyorsunuz radyoya, beğenirlerse çalıyorlar şeklinde mi?

Ömer: Single'ı biz yurt dışına yolladık, yolladığımız insanlar da kendilerine göre yayınlayabilecek radyolara yolladılar. Sonuçta bu işin muhakemesini yapan DJ, "benim radyomun rengine uyar" ve "bu güzel bir parça" derse çalıyor işte adam. Albümle ilgili olarak da yurt dışı birkaç tane firmayla bağlantılarımız var, hiçbir kesinliği olmamakla beraber onu da düşünüyoruz yani, bakalım, olur olmaz.

Single'dan kaynaklanan bir repütasyon var mı?

Ömer: Tabii tabii. Talep var zaten. Bu sound ve bu renkte alternatifimiz olmadığını biliyoruz, onlar da farkındalar bunun doğal olarak.

Rebelceye devam mı?

Ömer: Devam.

Rebelce için "bu ne abi" gibi şeyler denmesine rağmen kullanılmazsa da hayal kırıklığı yaratacak.

Ömer: Onun da sebebini biliyorsundur herhalde. Oraya yazacak bir şey bulamadığımız içinhaliyle şarkı samimiyetini kaybedeceği için… Bazı melodilerin samimiyeti ancak uygun tonlamalarla çıkabiliyor, bunun üzerine bir de İngilizce filan bir şeyler yazmak için uğraşırsan anlamı olmuyor. Dolayısıyla ona çok dikkat ediyoruz, parçanın o özgün tadını kaybetmemeye çalıyoruz.

Sözlerle bestenin hissiyatını boğmamak yani.

Ömer: Aynen öyle. Zaten sonuç olarak bu grup ruhuyla, hep birlikte çıkan bir şey olduğu için o hiçbir anlamı olmayan Rebelcenin de bir anlamı var kendi içerisinde. Bizim için tabii, dinleyici için değil. Bize göre doğru olması gerekiyor, ondan sonra dinleyici beğenir beğenmez… Tabii çok da ciddi bir anlam yüklemeye gerek yok.

"Albüm çok süper olmuş" mu daha iyi olur yoksa "Hakan çok süper çalmış" mı?

Hakan: Albüm çok süper olmuş. Bizim için önemli olan o zaten, grup olarak neler yaptığımız. Yoksa Ömer çok iyi şarkı söylemiş, Erol harika bağırmış değil mesele. Tabii öyle detaylar da var. Hoşumuza giden şeyler de olur tabii söylendiğinde.
Ömer: Herkes ister bunu doğal olarak. Hakan: O kadar çalışmışsın, tabii ki karşılığında öyle de bir şey duymak istersin. Çok normal, sağlıklı bir şey bu.

Soru düşünürken bir yerde tıkandım ben. Şarkılarla ilgili bir şey söylemeye çalıştım, "şöyle şarkılar, böyle şarkılar gibi" ama söyleyemedim. Rebel sound'dan başka tanımlayacak bir şey yok mu bunları?

Hakan: Vallahi, çok ciddi bir şey söyleyeyim mi, biz bir şey yaptığımız zaman, müzik yapmaya çalıştığımız zaman ve o oluşum esnasında "a ne yapmışız bir dinleyelim" dediğimizde "basbayağı Rebel gibi olmuş" diyoruz.

Anlatabildim mi, bunu kendi kendimize söylüyoruz, kendi içimizde hissediyoruz, demek ki böyle bir şey gerçekten var. Rebel sound dediğimiz hikâye işte. İllâ bir yere oturtmaya çalışıyorsan Rebel sound'u öneririm.

Bir grupla mantıklı bağ kurmaya çalışmak da pek mümkün değil.

Hakan: Biz de bilmiyoruz benzediğimiz birini. Bir sürü şeyler var, bir şarkımız bir grubun bir parçasını andırabilir, öyle şeyler olabilir. Biz de sıfırdan bir şey icat etmiş değiliz ama bu altı adam bir araya gelip farklı bir şeyler yapıyor, bu da kesin.
Ömer: Herkes müzik dünyasının o kadar farklı farklı yerlerinden geliyor ki… Bir de hakikaten Hakan'ın ve benim çok uzun süredir reklam müziği yapmamız da handikap mı diyeyim, avantaj mı diyeyim, dezavantaj mı diyeyim artık…
Hakan: Ben avantaj ve özgünlük olarak görüyorum, çünkü ne istersem yapabiliyorum. Hani sadece rock yapacağız filan demiyoruz, kendimi nasıl ifade etmek istiyorsam o anda, o yola girebiliyorum en azından. Bundan daha özgürce bir şey düşünemiyorum müzik yaparken. Dur bu sound'u kullanmayayım, reggae müzikte böyle soundlar kullanılmaz gibi bir şey hiç yok hayatımızda.

Seyirciyi de şartladınız mı buna uygun olarak; "her şeyi yaparız biz, her şeyi bekleyin bizden" gibi?

Hakan: Aslında bu, işin kolay tarafına kaçmak gibi görünüyor ama sonuç olarak bu yaptığımız şey bir ürün olacak ve insanlar bu ürünü alacaklar. Bu ürünü bir şeylere benzetmek yerine güzel bir hale getirmeye çalışıyoruz. Onun için de bir takım kuralları takip etmiyoruz, çünkü inanmıyoruz bir takım kurallar olduğuna. Yani inanıyoruz ama kabul etmiyoruz, öyle çalışmıyoruz daha doğrusu. O zaman samimi olmayacak çünkü, o zaman da yemeyecekler dinleyenler. En büyük silahımız içten olmamız.

Sizi hep dinleyen insanları şaşırtacak bir şey var mı albümde?

Ömer: Bizi dinleyen insan beklediğini bulur gibi geliyor albümde. Sahneden biraz daha iyi bir performans albümdeki haliyle.


ben bu adamları çok seviyorum ya çıktığı zaman bi koşu gidip albümlerini almıştım mutlaka dinleyin doesn'T matter şarkılarını =)


ugur-acikgoz

ya bu grubu biliyorumda anlamıyorum ben bunları ve şarkılarını sinse gap ay voning ap  :) :) ama değişik bişey yapıyolar ece tanıttığın için sağol ya valla merak ediyodum

black_ece

dinle dinle dinle dinle dinle dinle dinle dinle dinle dinle dinle dinle :):):)
bi de şarkının o kısmı rebel moves ça yukarıda bi yerlerde yazıyo bul oku :)
çok seviyorum ben bunları ya
doesn'T matter where i'm coming from...

selinkinpark

ben bunları ilk qördüümde ilk rnc ye cıkmıslardı(sanırım)yabancı sanmıstım bunları haha sora bi baktım röpörtaj yapıolar hönnk zönnk oldum :D

Darkshines

Quote from: black_ece on Kasım 27, 2006, 11:52:13 PM

ben bu adamları çok seviyorum ya çıktığı zaman bi koşu gidip albümlerini almıştım mutlaka dinleyin doesn'T matter şarkılarını =)


Bulamadım önerini sevmediğimle kaldı grup  .)

ugur-acikgoz

ece biliyorum orayı böyle tabela gibi biyerde yazıyo sinsi gap ay voning ap diye galiba böyleydi :) :)

black_ece

sen onu bırak da doesn'T matter ı dinle bulamıyosan söle gönderiyim :D

Sumween

banada gönder ececiiiikim :D

I choose hush...
''Concrete your thoughts...'' Do something..!

delilah

müthiş bu adamlar.. herkese tavsiye.. ilk dinlediğimde bunları yabacı zannetmiştim kendime örnek aldığım gruplardan birisi
IT DOESN'T EVEN MATTER!!!

soy un pedredor..I'm a loser baby
so why don't you kill me?!

Darkshines

Quote from: black_ece on Aralık 01, 2006, 04:21:49 PM
doesn'T matter ı dinle

Bulunmuyor şuraya size zahmet ekleyin edinelim..

black_ece

youtube de klipleri varmış :)
doesn't matter-rebel moves

http://youtube.com/watch?v=T-99lYef40M

ayrıca klip de şahane yorum yapmadan edemicem
albüm kapakları da böyle bunların içinde çizimler var sırf karakalem ama çok güzel hepsi :)

Darkshines

O kadar da ahım şahım parça değilmiş

black_ece

oh be diye şarkıları var yeni =)) hoşlaştım
onun dışında silly combination ı da öneriyorum burdan