1969 temmuzunda, Evans ve Simper, Episode Sixten gelen Ian Gillan ve Roger Glover ile yer değiştirdi. Klasik Deep Purple olarak akıllara kazınacak bu yeni kadro Lordun yazdığı "Concerto For Group And Orchestra"yı Londra Fiarmoni Orkestrası ile kaydettiler. Ardından gelen ve "Speed King" ve "Child In Time" gibi parçaları içeren "Deep Purple In Rock" çalışması topluluğun ağır metal türünün vazgeçilmezleri arasında yer alacağını duyuruyordu. Gillanın güçlü sesi müziklerine yeni bir boyut kazandırmış oluyordu. Bu yeni kazanılmış şöhret Avrupa kıtasında "Black Night" ile iyice perçinlenecekti. "Strange Kind Of Woman" listelerde iyi bir noktaya gelen bir başka çalışma oluyordu. "Fireball" ve "Machine Head" ise zirveye adını yazdıran iki albüm oldu. Son saydığımızın içindeki parçalardan biri olan "Smoke On The Water" sert rock müziğin tarihine geçmiş bir çalışma olma başarısını gösterecekti... Albüm aynı zamanda topluluğun kendi kurduğu Purple Plakçılıktan çıkan ilk albüm oldu. Platin plak ödüllü "Made In Japan" canlı sunumlarıyla neler başarabileceklerini çok iyi ortaya koyuyordu.

Üyelerin kendi aralarında ise ipler son derece gergindi. "Who Do We Think We Are!" bu çok başarılı kadronun bitişinin habercisi olacaktı. Gillan ve Gloverın ayrılısı, David Coverdale ve Glenn Hughesin gelişiyle yeni özellikler kazanan topluluğa yine de epey pahalıya (Raines tarafından düzeltilmiştir. İncelemeye alınmıştır.) olacaktı. "Burn" ve "Stormbringer" İlk 10 listesinde başarılı oldular. Blackmoreun istediği bu değildi. Gidişattan memnun olmayan Blackmore 1975 mayısında Rainbowu kurmak amacıyla Deep Purpledan ayrıldı. Bir anlamda onu yetim bıraktı. Tommy Bolin Mor Topluluka "Come Taste The Band" albümünde eşlik etti. Ne var ki, farklı tarzlarının birlikte yürümesi mümkün değildi. Deep Purple üyeleri yol ayrımındalardı. Sonuç olarak her biri farklı bir yol izleyerek müzik yaşamlarına kendi oluşturdukları topluluklarda ya da başka müzisyenlere eşlik ederek devam ettiler. Madde bağımlısı Bolin ise bir kaç ay sonra uyuşturucudan öldü.

"En İyileri" albümleri, toplama çalışmalar, Deep Purplea doyamayanları bir süre daha oyaladı. 1984 yılında Gillan, Lord, Blackmore, Glover ve Paice "Perfect Strangers" çalışmasını tamamladıklarında bir "yeniden birleşme" rüzgarı siyordu. İkinci bir deneme "The House Of Blue Light" ise Gillan ile Blackmore arasındaki bir tartışmadan dolayı başlar başlamaz bitiverdi. Rainbow eski üyesi Joe Turner, Gillanın boşalttığı yeri 1990 yılının Deep Purpleı yeniden canlandıracak "Slaves And Masters" albümü sırasında doldurdu. Gillan 1993te topluluğa yeniden katıldıysa da hemen ardından ayrılıverdi. Yolgeçen hanına dönen Deep Purpleı, "babası" Blackmore, yine bıraktığında bu sefer yerini bir başka yetenekli isim Joe Satriani alıyordu.
1996daki "Purpendicular"ı kaydeden kadro Steve Morse, Lord, Gillan, Glover ve Paiceden oluşuyordu. Şimdi ise Morlar, yapımcılarının peşi sıra çıkardıkları toplama albümlerle; "altın diskler", "binyılın seçmeleri", "özel bölümler" ile müzik severlerin karşısına çıkıyor...

Deep Purple, Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi öncü topluluklardan önce ağır metal basit, kaba bir müzik türüydü. Bu topluluklarla birlikte ağır metal yeni, daha soylu bir kimlik kazandı. ahanda resim http://www.deep-purple.com/gfx/groupsmall.jpg">
1969 temmuzunda, Evans ve Simper, Episode Sixten gelen Ian Gillan ve Roger Glover ile yer değiştirdi. Klasik Deep Purple olarak akıllara kazınacak bu yeni kadro Lordun yazdığı "Concerto For Group And Orchestra"yı Londra Fiarmoni Orkestrası ile kaydettiler. Ardından gelen ve "Speed King" ve "Child In Time" gibi parçaları içeren "Deep Purple In Rock" çalışması topluluğun ağır metal türünün vazgeçilmezleri arasında yer alacağını duyuruyordu. Gillanın güçlü sesi müziklerine yeni bir boyut kazandırmış oluyordu. Bu yeni kazanılmış şöhret Avrupa kıtasında "Black Night" ile iyice perçinlenecekti. "Strange Kind Of Woman" listelerde iyi bir noktaya gelen bir başka çalışma oluyordu. "Fireball" ve "Machine Head" ise zirveye adını yazdıran iki albüm oldu. Son saydığımızın içindeki parçalardan biri olan "Smoke On The Water" sert rock müziğin tarihine geçmiş bir çalışma olma başarısını gösterecekti... Albüm aynı zamanda topluluğun kendi kurduğu Purple Plakçılıktan çıkan ilk albüm oldu. Platin plak ödüllü "Made In Japan" canlı sunumlarıyla neler başarabileceklerini çok iyi ortaya koyuyordu.

Üyelerin kendi aralarında ise ipler son derece gergindi. "Who Do We Think We Are!" bu çok başarılı kadronun bitişinin habercisi olacaktı. Gillan ve Gloverın ayrılısı, David Coverdale ve Glenn Hughesin gelişiyle yeni özellikler kazanan topluluğa yine de epey pahalıya (Raines tarafından düzeltilmiştir. İncelemeye alınmıştır.) olacaktı. "Burn" ve "Stormbringer" İlk 10 listesinde başarılı oldular. Blackmoreun istediği bu değildi. Gidişattan memnun olmayan Blackmore 1975 mayısında Rainbowu kurmak amacıyla Deep Purpledan ayrıldı. Bir anlamda onu yetim bıraktı. Tommy Bolin Mor Topluluka "Come Taste The Band" albümünde eşlik etti. Ne var ki, farklı tarzlarının birlikte yürümesi mümkün değildi. Deep Purple üyeleri yol ayrımındalardı. Sonuç olarak her biri farklı bir yol izleyerek müzik yaşamlarına kendi oluşturdukları topluluklarda ya da başka müzisyenlere eşlik ederek devam ettiler. Madde bağımlısı Bolin ise bir kaç ay sonra uyuşturucudan öldü.

"En İyileri" albümleri, toplama çalışmalar, Deep Purplea doyamayanları bir süre daha oyaladı. 1984 yılında Gillan, Lord, Blackmore, Glover ve Paice "Perfect Strangers" çalışmasını tamamladıklarında bir "yeniden birleşme" rüzgarı siyordu. İkinci bir deneme "The House Of Blue Light" ise Gillan ile Blackmore arasındaki bir tartışmadan dolayı başlar başlamaz bitiverdi. Rainbow eski üyesi Joe Turner, Gillanın boşalttığı yeri 1990 yılının Deep Purpleı yeniden canlandıracak "Slaves And Masters" albümü sırasında doldurdu. Gillan 1993te topluluğa yeniden katıldıysa da hemen ardından ayrılıverdi. Yolgeçen hanına dönen Deep Purpleı, "babası" Blackmore, yine bıraktığında bu sefer yerini bir başka yetenekli isim Joe Satriani alıyordu.
1996daki "Purpendicular"ı kaydeden kadro Steve Morse, Lord, Gillan, Glover ve Paiceden oluşuyordu. Şimdi ise Morlar, yapımcılarının peşi sıra çıkardıkları toplama albümlerle; "altın diskler", "binyılın seçmeleri", "özel bölümler" ile müzik severlerin karşısına çıkıyor...

Deep Purple, Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi öncü topluluklardan önce ağır metal basit, kaba bir müzik türüydü. Bu topluluklarla birlikte ağır metal yeni, daha soylu bir kimlik kazandı. ahanda resim http://www.deep-purple.com/gfx/groupsmall.jpg">

Haberler:

Yapılan bir hata yüzünden forum 3 ay öncesine gitmiştir...
https://www.lpfanturkiye.com/forum/index.php?topic=5360.0

Main Menu

deep purple

Başlatan black_ece, Ekim 23, 2006, 10:16:03 PM

Previous topic - Next topic

black_ece

1968 yılında Searchers topluluğunun davulcusu Chris Curtis önderliğinde kurulan
efsanevi Deep Purple, ilk aşamada tuşlu çalgılarda Jon Lord, bas gitarda Nick
Simper ve gitarist Richard Hugh (Ritchie) Blackmoredan kuruluydu. Ilk
olarak Roundabout ismiyle tanindilar. Bir kaç gün içinde Curtis ayrıldı. Dave
Curtis ve Bobby Woodman da isteneni veremeyince onların boşaltıkları yerler Rod
Evans ve Ian Paice tarafından dolduruldu. Deep Purple adını aldılar ve kısa bir
İskandinavya turundan sonra, topluluk ilk albümünü kaydetmeye koyuldu. "Shades
Of Deep Purple" "Hey Joe" ve 45likler listesinde zirveye oynayan "Hush" gibi
meşhur parçaların yeniden sunumlarını barındırıyordu. Yabancı topraklarda ünleri
daha hızlı yayılan grubun uzun turneleri sona erdiğinde kendi ülkelerinde
tanıtıma devam ettiler. Tina Turner, Neil Diamond gibi isimlerle birlikte
çalışmalar da yapan Deep Purple kendi belirlediği çizgiyi korumaya da özen
gösterdi. <br><br>1969 temmuzunda, Evans ve Simper, Episode Sixten gelen Ian
Gillan ve Roger Glover ile yer değiştirdi. Klasik Deep Purple olarak akıllara
kazınacak bu yeni kadro Lordun yazdığı "Concerto For Group And Orchestra"yı
Londra Fiarmoni Orkestrası ile kaydettiler. Ardından gelen ve "Speed King" ve
"Child In Time" gibi parçaları içeren "Deep Purple In Rock" çalışması topluluğun
ağır metal türünün vazgeçilmezleri arasında yer alacağını duyuruyordu. Gillanın
güçlü sesi müziklerine yeni bir boyut kazandırmış oluyordu. Bu yeni kazanılmış
şöhret Avrupa kıtasında "Black Night" ile iyice perçinlenecekti. "Strange Kind
Of Woman" listelerde iyi bir noktaya gelen bir başka çalışma oluyordu.
"Fireball" ve "Machine Head" ise zirveye adını yazdıran iki albüm oldu. Son
saydığımızın içindeki parçalardan biri olan "Smoke On The Water" sert rock
müziğin tarihine geçmiş bir çalışma olma başarısını gösterecekti... Albüm aynı
zamanda topluluğun kendi kurduğu Purple Plakçılıktan çıkan ilk albüm oldu.
Platin plak ödüllü "Made In Japan" canlı sunumlarıyla neler başarabileceklerini
çok iyi ortaya koyuyordu. <br><br>Üyelerin kendi aralarında ise ipler son derece
gergindi. "Who Do We Think We Are!" bu çok başarılı kadronun bitişinin habercisi
olacaktı. Gillan ve Gloverın ayrılısı, David Coverdale ve Glenn Hughesin
gelişiyle yeni özellikler kazanan topluluğa yine de epey pahalıya (Raines tarafından düzeltilmiştir. İncelemeye alınmıştır.) olacaktı.
"Burn" ve "Stormbringer" İlk 10 listesinde başarılı oldular. Blackmoreun
istediği bu değildi. Gidişattan memnun olmayan Blackmore 1975 mayısında
Rainbowu kurmak amacıyla Deep Purpledan ayrıldı. Bir anlamda onu yetim
bıraktı. Tommy Bolin Mor Topluluka "Come Taste The Band" albümünde eşlik etti.
Ne var ki, farklı tarzlarının birlikte yürümesi mümkün değildi. Deep Purple
üyeleri yol ayrımındalardı. Sonuç olarak her biri farklı bir yol izleyerek müzik
yaşamlarına kendi oluşturdukları topluluklarda ya da başka müzisyenlere eşlik
ederek devam ettiler. Madde bağımlısı Bolin ise bir kaç ay sonra uyuşturucudan
öldü. <br><br>"En İyileri" albümleri, toplama çalışmalar, Deep Purplea
doyamayanları bir süre daha oyaladı. 1984 yılında Gillan, Lord, Blackmore,
Glover ve Paice "Perfect Strangers" çalışmasını tamamladıklarında bir "yeniden
birleşme" rüzgarı siyordu. İkinci bir deneme "The House Of Blue Light" ise
Gillan ile Blackmore arasındaki bir tartışmadan dolayı başlar başlamaz
bitiverdi. Rainbow eski üyesi Joe Turner, Gillanın boşalttığı yeri 1990 yılının
Deep Purpleı yeniden canlandıracak "Slaves And Masters" albümü sırasında
doldurdu. Gillan 1993te topluluğa yeniden katıldıysa da hemen ardından
ayrılıverdi. Yolgeçen hanına dönen Deep Purpleı, "babası" Blackmore, yine
bıraktığında bu sefer yerini bir başka yetenekli isim Joe Satriani alıyordu.
<br>1996daki "Purpendicular"ı kaydeden kadro Steve Morse, Lord, Gillan, Glover
ve Paiceden oluşuyordu. Şimdi ise Morlar, yapımcılarının peşi sıra çıkardıkları
toplama albümlerle; "altın diskler", "binyılın seçmeleri", "özel bölümler" ile
müzik severlerin karşısına çıkıyor...<br><br>Deep Purple, Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi öncü topluluklardan önce ağır metal basit, kaba bir müzik
türüydü. Bu topluluklarla birlikte ağır metal yeni, daha soylu bir kimlik
kazandı.
ahanda resim

Mr. MeTaLkiSS

Ehehehe teşekkürlerr ece sen de olmasan. Abi verecen Smoke on the Water'ı gezecen ortada yani tam bir party şarkısı tam anlamıyla yani. Hele Soldier of Fortune yok mu offf müthiş bi slow şarkı ya ewde çaldım annemle babam dans etti dayanamayıp la o derece yani müthiş herifler ya rockın ilahlarından birisiler yani
I've seen a million face, and I rocked them all...
Limp Bizkit forever...
I'm fucked up in the head!!!
Where are you Yudum@Yudum ya gel pls :D
Chester94 banlanmasın lütfen kişisel ricam!!